İmajlar dünyasına hoş geldiniz!..

kucultulmus-300-imajlar_dunyasi

İmajlar dünyasına hoş geldiniz!..

Ne çok duyar olduk “imaj” kelimesini. Hatta duymaktan öte ne çok kullanıyoruz. Ama üzerinde fazla kafa yormuyoruz… Mesela “imaj”ın tanımını yapın desem nasıl cevap verirdiniz? Bir kişinin dış görünümü mü? Bir markanın tüketici üzerinde bıraktığı etki mi? Bir ülkenin, başka ülkeler gözündeki yeri mi? Yoksa hepsi birden mi?

Yabancı kaynaklı bir kelime olduğunu tahmin edebileceğimiz “imaj” acaba dilimize öz anlamıyla mı girmiş, yoksa her şeye nüfuz eden yozlaşmadan o da nasibini alarak farklılaşmış mı?

Dilerseniz tüm bu soruların cevabını imajlar dünyasında çıkacağımız küçük bir gezintide vermeye çalışalım…

Her şeyin bir imajı var

Şöyle bir düşünürsek, her şeyin bir imajı olduğunu anlayabiliriz. Mesela; biriyle tanışmadan önce dış görünüşüne göre bir fikre varırız, bir yemeğin sunuş şekli çok lezzetli olduğunu düşündürebilir, bir kitabın adı ve kapak tasarımı sıkıcı olduğu izlenimini verebilir, reklamlarda gördüğümüz deterjanın lekeleri anında çıkardığını zannedebiliriz. İşte edindiğimiz tüm bu fikirler, düşünceler birer “imaj”dan ibarettir. Ancak bizde oluşan bu imajların doğruyu yansıttığını söylemek mümkün değildir. Çünkü, aynı şeyler başka başka kişiler üzerinde çok farklı imajlar oluşturabilir.

Bu noktada imaj ile gerçek arasındaki fark ortaya çıkıyor. İmaj konusundaki tartışmalar da tam bu noktada başlıyor. Çünkü imaj, aslında gerçeğin zihnimizdeki yansıması olmalıyken, gerçeğin olabildiğince çarpıtılmış hali olarak karşımıza çıkıyor.

İmaj-gerçek ilişkisi

Kökeni itibariyle Fransızca bir kelime olan imaj, genel olarak zihinde tasarlanan- oluşan izlenim mânâsında… Oldukça soyut bir kavram olduğu için, farklı tanımlamalara ve algılanışlara da sahip imaj. Tabi bu farklı tanımların ve algılanışların satır aralarında toplumsal ve kültürel etkiler mevcut.

Mesela günlük kullanımlarda, başka insanlar üzerinde “oluşturulmuş” bir izlenim anlamında kullanılıyor. Yani, tamamen dış görünümle kendisi hakkında istediği algıyı oluşturma ile alakalı. Bu tür imajda kişinin nasıl olduğu değil, nasıl göründüğü, insanlar tarafından nasıl algılandığı önem kazanıyor. Bu durumda imaj, gerçek kişiliği yansıtmaktan çok, örten bir maske haline geliyor. Örneğin, gerçekte çok da okuyan, bilgili bir insan olmamasına rağmen, kişinin böyle bir izlenim uyandırması için kalın çerçeveli bir gözlük takması ve elinde bir kitap taşıması yeterli oluyor, bu imaj anlayışına göre. Örnekler çoğaltılabilir; entel, modern, karizmatik, dürüst vs.

Ä°maj, medya ve moda

Kişilerin bu türde bir imaj edinmelerinde en önemli kaynak medya. Medyanın empoze ettiği belli yaşam tarzları kişinin kıyafetinden konuşma tarzına, gittiği mekanlardan dinlediği müzik türüne kadar belli tüketim kalıpları sunuyor. Bir imaj oluşturma çabasındaki kişilere de bu kalıplardan birini alıp tatbik etmek kalıyor yalnızca. Tüketimi daim kılmak adına sürekli değişen bu kalıplara kısaca “moda” deniyor. Eğer kişi modaya uymuyorsa, olumsuz bir imaja sahip oluyor. Görüyoruz ki, imaj modayla sıkı sıkıya bağlı. Ancak yalnızca dış görünüşle sınırlı kalan moda anlayışı, “öz”den ve “gerçek”ten uzak imajlar oluşturuyor.

Kültürümüz ve imaj

Ä°maj gerçek kiÅŸiliÄŸi gizlemektedir. Sahte kiÅŸilikler insanlar arası iliÅŸkileri, dolayısıyla da toplum düzenini bozar. Bu yüzden kültürümüz kiÅŸilerin kendilerini olduklarından farklı göstermelerine hoÅŸ bakmıyor. Ä°nanç ve kültürümüzde, bunu ifade eden bir çok kavram mevcut. ÖrneÄŸin; münafıklık; kiÅŸinin Müslüman olmadığı halde kendisini müslümanmış gibi göstermesi… Riya, gösteriÅŸ yapmak… Dalkavukluk, kendi çıkarı için, baÅŸkalarına yaranma çabası, yaÄŸcılık… Öte yandan, samimiyet, içtenlik, dürüstlük, ihlas aranan özelliklerdir…

Görüyoruz ki; kültürümüz sahteliği, sahtekârlığı asla kabul etmiyor. İnanç ve kültürümüzün bu konudaki tavrını özlü şekilde ifade eden Hz. Mevlânâ’nın sözünü hatırlayalım: “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol!”

Reklam ve marka imajı

İmajlar dünyasındaki yolculuğumuza “marka imajı”ndan devam edelim. Acaba, günlük alış verişlerimizde, bir ürünü tercih sebebimizin onun bizdeki imajı olduğunun farkında mıyız? Son yıllarda “marka imajı”, pazarlama ve reklamcılık sektöründe büyük önem kazandı. Çünkü imaj, tüketicinin ürün tercihini belirleyen faktör. Ürünün markasının imajı, bu özelliği itibariyle en az ürünün kendisi kadar önem taşıyor. Çünkü çeşitliliğin bu denli fazla olduğu bir pazarda yer almak, tüketicinin dikkatini çekmekten geçiyor. Bu nedenle kıran kırana bir imajlar savaşına tanık oluyoruz. Çünkü, tüketicinin gözünde bir marka olumlu bir imaja sahip değilse, o markayı tercih etmesi mümkün olmaz. Marka imajı oluşturmanın en etkili yolu reklam. Reklam, gerek ürünün ambalajı gerekse reklam filmleri ve bilboardlarla tüketicide olumlu bir izlenim oluşturur ve tercih etmesini sağlar. Ancak, pazarda yer almak kadar tutunmak da önemlidir. Bu sebeple, marka imajı, ürünün sahip olduğu özelliklerle, yani “gerçek”le azami derecede uyumlu olmalıdır. Aksi takdirde marka tüketicinin güvenini ve pazardaki yerini kaybeder.

İmaj nelere kadir…

Bir zamanlar dünya iki kutupluydu. Bir tarafta Amerika, öbür tarafta SSCB. Dünya’daki diğer ülkeler, ya Amerika’nın ya da Rusya’nın yanında yer alıyordu. Şimdi bunun imajla ne alakası var diyebilirsiniz? Ülkelerin bu iki kutuptan birini seçmelerinin altında yatan en önemli faktör “imaj”dan başkası değildi. Amerika ve SSCB yaptıkları işbirliğiyle, birbirleri hakkında korku hikayeleriyle oluşturdukları korkunç imajlarla, diğer ülkeleri birbirlerinin kucağına iterek dünyayı aralarında paylaşmışlardı.

21. yy’da kutuplaşma ve imajın etkisi

Günümüzün tek kutuplu dünyasında, düşmanı artık yeşil kuvvetler temsil ediyor. Yani, İslam düşman ilan edildi.

Ortadoğu’da yaşanan sıcak savaşların yanı sıra, dünya kamuoyunu etkilemek üzere yapılan soğuk savaşta da imaj yine başrollerde. Amerika, İsrail ve diğer emperyalist ülkeler, İslam coğrafyasında yaptıkları işgal ve katliamları meşrulaştırmak için İslam hakkında oluşturdukları olumsuz imajlardan büyük ölçüde yararlanıyorlar. Acaba İslam âlemi, bu imaj savaşına karşı bilinçli bir karşılık verebiliyor mu?

İslam âleminde, özellikle de ülkemizde batıcı “aydın”lar, yukarıda sözünü ettiğimiz ülkeler tarafından oluşturulan olumsuz imajı benimsediklerinden, imaj savaşında bu ülkelerin yanında yer alıyorlar. Bu olumsuz imajın düzeltilmesini de dinde reform, ya da dinden uzaklaşmakta görüyorlar.

Bu noktada sorulması gereken asıl soru şu: Batılı politikacıların kendi toplumlarında ve İslam ülkelerindeki bazı yönetici ve elit kesimlerde oluşturduğu “İslamiyet” algısı, gerçek “İslamiyet” ile ne kadar örtüşüyor? Aslında hem Batılılar, hem de ülkemizdeki batıcılar, genellikle kendi kafalarındaki yanlış İslam imajını, “gerçek İslam” zannederek karşı çıkıyorlar. Çatışma da bu noktada başlıyor. Çünkü bu durum, ironik bir şekilde Batılılar ve batıcıların da yanlış bir imaj kazanmalarına sebep oluyor. Onlar da “İslam karşıtı” olmakla suçlanıyorlar. Halbuki, onlar İslama değil, kendi kafalarındaki İslam imajına karşılar ve bu imaja zaten Müslümanlar da karşı çıkar. Bu durumda, onları İslam düşmanlığı ile suçlamak yerine, bilgisizliklerini gidermek gerekmez mi? Yani, gerçek-imaj uyumunu temin etmek… Bunun en güzel yolu da, doğru İslamı ve İslama layık doğruluğu hal ve tavırlarımızla göstermekten geçiyor.

Sonuç

İmaj gördüğünüz gibi, bir insanın kişiliğinden, bir ürünün markasına, bir ülkenin siyasetinden, ülkeler arasındaki dev kutuplaşmalara, savaşlara kadar her alanda etkili ve önemli bir role sahip.

İmaj konusu, yazı içindeki başlıklarla sınırlı değil elbette. İmajlar dünyasında çıktığımız bu küçük gezinti burada sona eriyor. Ama kim bilir, belki siz çıktığımız bu gezintiye devam eder ve imajın daha nice farklı yansımalarını keşfedersiniz!..

Ayşe ÇAĞLAYAN

Genç Yaklaşım

————————

Kaynaklar:

1- Çetinkaya, Murat , Tüketim Çağında Estetik, Köprü dergisi, sayı:71

2- Fidan, Mehmet Yrd. Doç. Dr., İmaj Analizi ve Kurum İçi Halkla İlişkiler Çalışmaları, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi 2002,

3- Wallersteın, Immanuel, Jeopolitik Ve Jeokültür, İz Yayıncılık, Çev.:Mustafa Özel, İst. 1993

4- tdk.gov.tr/tdksozluk/sozara.htm

Bir cevap yazın


*