Her çağ kendi kavramlarını üretiyor. Yeni durum ve şartları tanımlamak için isimler buluyor, yeni tanımlar oluşturuyor. İdeoloji de son yüzyılda belli bir düşünce ve inanışı savunanları tanımlamak için kullanılıyor. Modern çağ öncesi insanların düşünce ve inanışlarını din merkezli anlayışlar belirliyordu. Batı düşüncesi ise bunu kırarak seküler alanlar oluşturarak insanların hayatını tanımlamak ve aidiyetlerini belirtecekleri yeni kimlikler inşa etti. Bu kimlikler ideoloji kavramıyla özdeşleştirildi. Din mensupları da kendi tanımlamalarında bunu önceleyerek ifade etmeyi seçtiler.
İdeoloji düşünceyi dünyevi merkezli inşa etmeyi hedefler. Ulusal veya uluslararası alanda ortaya çıkan kaotik, dengesiz durumları yeniden ifadelendirmek ve buna bir cevap olarak ortaya çıkar. İdeolojiler çoğaldıkça çoğaldı. Bunların neşet ettiği belli birkaç düşünce dinamiği olsa da kendi aralarında birçok türevler ortaya çıkmakla birlikte yerel sorunlara dayalı çözümlemeler yapan ideolojiler oldu. Her ideoloji varlık imkânı bulmak için mensuplarınca ciddi mücadeleler verildi. Düşünce ete kemiğe büründü.
İdeolojilere kaynaklık eden batı düşüncesi bu süreci 20. yüzyılın ortalarında sona erdiğini ilan etti. İlk ortaya çıkışta dinin sonunu dillendirirken, hemen bu noktadan ideolojilerin anlamını yitirdiğini ilan edecekti. Oysa ideoloji batı düşüncesinin din yerine ihdas ettiği yeni argümandı. İdeolojilerin batı düşüncesinde yarattığı travma ve kısa sürede meydana gelen 2 büyük savaşa sebep olması dolayısıyla bu süreci en kısa zamanda sona erdirmeyi lüzumlu gördü. İdeolojilerin yaratacağı daha derin parçalanmayı engellemek için kendi düşüncesini nihai nokta olarak takdim edip tartışmayı bitirmek istedi.
ModernleÅŸme sürecindeki uluslar ve devletler yenilenme süreci önündeki en büyük engelin din ve gelenek olduÄŸu savıyla hareket edip kendilerine batıdan ithal ve hazır ideolojiler devÅŸirdiler. Bu ideolojiler tartışılmadan üstten uygulama ile benimsetilmeye çalışıldı. Düşünce hareketleri kendilerine yeni ideolojik tanımlamalar yapıp bu süreci tamamlamak istediler. Bu ideolojik ayrışma fikirlerin zenginleÅŸmesine deÄŸil toplumlar arası ayrışmanın ve büyük çoÄŸunlukla ÅŸiddete varan uygulamalarla kan, gözyaşı ve fitneye de vesile oldu. Bir yandan ideolojiler; Cemil Meriç ideolojiler için ÅŸunları sçyleyecekti: “İzm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri. Ä°deoloji çağımızın anahtar kelimelerinden biri… Vuzuhu kilitleyen bir anahtar†oldu. DiÄŸer yandan “ Karanlıkta kavga olmaz. Ä°deolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri. Ä°stemesek de onlara muhtacız… Ä°deolojiye düşmanlık, tek izm’ e teslimiyettir: obskürantizme… Ä°deolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı ?…Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: ÅŸuur. Tarih ÅŸuuru, milliyet ÅŸuuru, kiÅŸilik ÅŸuuru… Ä°deolojilerin peÅŸine takılanlar pusulasızdırlar… Ä°deolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetir… Düşünce ile çığlık baÄŸdaÅŸmaz. Åžuurun sesi çığlık deÄŸildir. Yabanî bağırır, medeni insan konuÅŸur… Bu çocuklar yıllarca konuÅŸturulmadı. Hınçlarını üç beÅŸ kelime ile suratımıza tükürüyorlar. Ä°deolojileri yasakladığımız için hışımlarına uÄŸradıkâ€
Düşünce haritamızı ve yol güzergâhını bizler belirlemediğimiz için sürüklendiğimiz olguları tanımak ve tanımlamaktan uzak kaldık. İdeolojilerin Türkiye içindeki yeri sağlıklı zeminde oluşmadı. İdeoloji, kardeş kavgası demekti. Tartışmayı ve konuşmayı beceremeyip kavgaya tutuştuğumuz için bu süreci tamamlayamadan, ideolojilerin sonunun geldiği ilan duyuldu. İdeolojileri terk etmek yani egemen dünya sistemine teslim olunması istendi. Bu çağrıya cevap gecikmedi. Siyasal sistem bu sürece adapte oldu. Halk ise ideolojik algıların zihinde yarattığı hareketlenmeyi kaldıramadığı için dünden buna hazırdı. Yeni dönem, değişi adıyla insanlar nereye götürülmek istendiklerini anlamadan bu sürece katıldılar.
Düşünce perspektifi olanların belli bir ideolojik referansları olmaksızın bunu başarabilmeleri mümkün değildir. Modern çağın sadece düşünsel- felsefi- kültürel- ekonomik tüketime indirgenmiş bir yapılanmasının dışına çıkılması gerekmektedir. Büyük düşünsel günah olarak algılanan ideolojilerin yeni düşünüş ve muhalefetin temeli olduğu kavrayışına en kısa zamanda ulaşılması gerekmektedir. Algılamayan, muhalefet edemeyen, hiçbir referans noktası bırakılmayan zihinlerin geleceği kurması beklenemez. İdeoloji düşünce varlığının en önemli nişanesidir. Düşünsel evrime batıdan alırken bizim kendi henüz oturmamış zihinlerimizde ve köreltilen algılarımızda yanlış yere oturtmamızın karşılığı olarak ideolojileri terk ederek varamayız.
————————
Cevat Benar